Bazı tarikat şeyhleri ile cemaat liderleri Seyyid ve Şerifleri görünce onlarla şöyle konuşurlar: “Üstünlük takvadadır Ceddinize güvenmeyin. Allah katından kim takva sahibi ise o üstündür.! Sizler Resul’ün zahiri oğulları iseniz, biz de manevi oğullarıyız”. Devamlı böyle sorularla karşılaşıyoruz! Onlara peki diyoruz; şu cevabı veriyoruz: “Allah amelinizi ziyade eylesin. Bir kişi takva ehli olmakla RASUL’ÜN ÂLİ-TARAFTARI OLUR. FAKAT EVLADI OLAMAZ.? Ayrıca bilirsiniz ki şeriat zahire hükmeder Bir salik, riyazet ve ibadetle manevi hacca malik olsa, zahiren hacca gitmek, farzı o kimsenin üzerinden kalkar mı? Tabi ki kalkmaz; Resulullah’ın gerek manevi, gerek zahiri oğlu ol zahiri /cismani oğluna riayet etmezsen, şeriatı tahrip etmiş olursun. Şeriatı tahrip etmekte küfürdür.”
İnsaf ehli kimseler, bu yazdıklarımdan Evlad-ı Resulün mertebesini ne olduğunu anlayacaklardır. Fakat son olarak şunu da hatırlayınız ki, bir kimse salavat getirip, Allahümme salli âlâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammedîn demezse, İslamiyet’i tamam olmaz. Öyle bir taife (Resulullah’ın evlatlarıdır) düşünün ki, onların adını anmak bile iman sebebi oluyor! Artık onlara karşı, “biz sizden daha üstünüz veya daha alimiz, takva sahibiyiz” demenin hiç bir anlamı yoktur, küfürdür, cehennemlik olmaktır.
SEYYİD HÜSEYİN ZERRÂKİ
DÜNYA SEYYİDLER VE ŞERİFLER KÜLTÜR VE ARAŞTIRMA DERNEĞİ GENEL BAŞKANI TÜRKİYE/İST.

