Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Benim Havuzumun başına birtakım kimseler gelecek.Onları tanıyacağım. Fakat onlar benim yanımdan uzaklaştırılacaklar. Bunun üzerine ben, ‘Ashabım! Ashabım!’ diyeceğim. Bana,Sen onların senden sonra neler yaptıklarını bilmiyorsun’ denilecektir.”
Bu hadis-i şerif,Sahîh-i Buhârî’de “el-Havz” bahsinde rivayet edilmiştir. Buhârî’nin bir başka rivayetinde ise, Resûlullah’ın (s.a.v.) Havuz başında bazı kimseleri tanıyacağı, ancak onların daha sonra yaptıkları değişiklikler sebebiyle kendisinden uzaklaştırılacakları bildirilmiştir.
HADİS-İ ŞERİFİN VERDİĞİ MUHİM MESAJ
Bu hadis-i şerif, Resûlullah’ın (s.a.v.) ümmetine çok önemli bir uyarısını ihtiva etmektedir. Zira kişinin Resûlullah’ı (s.a.v.) görmüş olması veya onun döneminde bulunmuş olması,daha sonraki hayatında ortaya koyacağı bütün davranışların mutlaka doğru ve makbul olduğu anlamına gelmez. Hadiste, Resûlullah’tan (s.a.v.) sonra din adına birtakım değişiklikler yapan kimselerin Havuz’dan uzaklaştırılacağı bildirilmektedir.
Nitekim Sahîh-i Buhârî’de geçen başka bir rivayette, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Ben Havuz’un başında sizi bekleyenim. Bana sizden bazı kimseler getirilecek; onlara su vermek üzere yöneldiğimde benden uzaklaştırılacaklar. Ben,Yâ Rabbi! Ashabım!’ diyeceğim. Bana,Sen onların senden sonra ne yaptıklarını bilmiyorsun’ denilecektir.”
EHL-İ BEYT’E MUHABBET VE ADALET
Mümin için esas olan; Allah’ın kitabına, Resûlullah’ın (s.a.v.) sünnetine, Ehl-i Beyt’e ve sahâbe-i kirâma karşı adaletli olmaktır. Özellikle Resûlullah’ın (s.a.v.) mübarek Ehl-i Beyt’ine karşı sevgi ve hürmeti korumak, Müslümanların dinî hassasiyetlerinden biridir.
Bu sebeple tarih boyunca meydana gelmiş hadiseleri değerlendirirken, sahih rivayetleri esas almak,tarihî şahsiyetler hakkında kesin hüküm verirken ihtiyatlı davranmak ve Resûlullah’ın (s.a.v.) Ehl-i Beyt’ine yapılan zulüm ve haksızlıkları da görmezden gelmemek gerekir.
Hadis-i şerifin bize verdiği en önemli derslerden biri şudur:
İnsanın kurtuluşu yalnızca bir isme,bir mensubiyete veya geçmişteki bir konuma dayanmaz; iman, ihlâs, Resûlullah’ın (s.a.v.) yoluna bağlılık ve Allah’ın emirlerine riayet esastır.
Rabbimiz bizleri Resûlullah’ın (s.a.v.) sünnetinden ayrılmayan, Ehl-i Beyt’e muhabbet besleyen, sahâbe-i kirâma hürmet eden ve kıyamet gününde Kevser Havuzu’nun başında Resûlullah’ın (s.a.v.) şefaatine ve ikramına nail olan kullarından eylesin.
Âmin.
KAYNAKLAR
Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’r-Rikāk, Bâbü’l-Havz, hadis no. 6582.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’r-Rikāk, hadis no. 6585-6586.
Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’l-Fiten, hadis no. 7049.
Bu şekliyle metin, hadisin sahih rivayetlerdeki anlamını koruyor ve hadiste bulunmayan bir hükmü doğrudan Resûlullah’a (s.a.v.) nispet etmiyor.

