Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî (k.s.), Artuklular döneminde Mardin’e teşrif ederek devlet reisi Emir Artuk bin Ekseb ile tanışmıştır. Bölge halkı tarafından büyük bir hürmet ve muhabbet görmüş, kısa zamanda manevî bir otorite hâline gelmiştir. Ancak onu çekemeyen bir fitneci, Emir’e şikâyette bulunmuş ve neticede Seyyid Hasan Zerrakî hapse atılmıştır.
Bir müddet Mardin Kalesi’nde mahpus kalan Seyyid Hasan Zerrakî (k.s.), Cenâb-ı Hakk’ın velî kullarına lütfettiği kerametin tecellisi olarak, bir cuma günü Emir Artuk’un Artuklu Camii’nde namaz kılmaya gittiği esnada minberde hutbe irad ederken görülmüştür. Yanındakilere “Bu, zindana attığımız Seyyid Hasan Zerrakî değil midir?” diye sual eden Emir, görevlilerden “Evet” cevabını alınca kalbinde büyük bir haşyet ve hayret hâsıl olmuştur. Namazdan sonra Seyyid Hasan’a “Zindanda idin, nasıl çıktın?” diye sorunca, o da “Güneşin şuâları mazgallardan zindanın dibine vurunca ben güneşin şuâlarına tutunarak dışarı çıktım” buyurmuştur. Bu hâl karşısında Emir’in kalbine korku ve heyecan düşmüş, son derece mahcup olarak özür dilemiştir.
Birkaç gün sonra Emir, aklî melekelerini yitirmiş olan kerimesi Hatice Hatun için Seyyid Hasan Zerrakî’den (k.s.) dua talep etmiştir. Seyyid Hasan Zerrakî, Emir’in hanesine giderek bir kap suya Kur’ân-ı Kerîm’den âyet-i kerîmeler tilavet etmiş ve suyu hastaya içirmiştir. Biiznillâhi Teâlâ, Hatice Hatun şifâyâb olarak sıhhatine kavuşmuştur.
Bu hâdiselerden derinden müteessir olan Emir Artuk, Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v.) neseben karabet kesbetmek arzusunu izhar ederek kerimesini Seyyid Hasan Zerrakî ile tezvic etmek istediğini beyan etmiştir. Seyyid Hasan Zerrakî (k.s.) bu teklifi kabul etmiş, Hatice Hatun ile izdivaç ederek saraya damat ve manevî müşavir olmuştur.
Bir müddet sonra Emir Artuk bin Ekseb, i‘lâ-yı kelimetullah gayesiyle Artuklu Devleti’nin idaresi altında bulunan Diyarbakır’a bağlı Atak/Entak Kalesi’ni damadına tevcih ederek onu bu bölgeye göndermiştir. Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî’nin (k.s.) bu mübarek zevceden üç oğlu ve bir kerimesi dünyaya gelmiştir: Seyyid Hüseyin, Seyyid Abdurrahman, Seyyid Nasır Gazi ve Fatıma Şehribanu.
VEFAT TARİHİ VE MEDFENİ
Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî’nin (k.s.) vilâdet tarihi kat’î olarak malum değilse de vefat tarihi hakkında muhtelif vesikalarda kayıtlar mevcuttur. Abbâsî Devleti’nin Diyarbakır Nakîbü’l-Eşrâf Kaymakamı Seyyid Ahmed Sâdî el-Hüseynî tarafından 11. asırda Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî ailesine verilen tasdikli neseb şeceresinde vefat tarihi Hicrî 552 / Milâdî 1134 olarak zikredilmektedir. Ayrıca Hicrî 1328 / Milâdî 1910 senesinde Osmanlı Devleti’nin Diyarbakır Nakîbü’l-Eşrâf Kaymakamlığı vazifesini deruhte eden Seyyid Hacı Mes’ud Efendi tarafından, Merânî/Ülgen köyünde medfun bulunan Seyyid Şeyh Osman Zerrakî’nin oğlu Seyyid Muhammed Zülfikar’a verilen mühürlü ve musaddak neseb şeceresindeki malumat ile Diyarbakır vilayeti Lice kazasına tâbi, Osmanlı devrinde Atak (Entak) olarak maruf olan, sonradan Deyrhust adını alan ve günümüzde Dibek köyü olarak bilinen mahaldeki türbesinde bulunan mezar taşlarındaki Arapça kitabelerden anlaşıldığı üzere, Abdurrahman oğlu Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî Hicrî 552 / Milâdî 1134 senesinde irtihâl-i dâr-ı bekâ eylemiştir.
Kabri şerifinin sağında oğlu Seyyid Nasır Gazi, solunda ise oğlu Seyyid Hüseyin medfundur. Büyük oğlu Seyyid Abdurrahman’ın Irak’ın Bağdat şehrinde Tahterevan mevkiinde medfun olduğu kayıtlıdır. Kerimesi Fatıma Şehribanu’nun vefat mahalli ise henüz tespit edilememiştir.
Diyarbakır vilayeti Hazro kazası Merânî/Ülgen köyünde ziyaretgâh olan mübarek zat ise Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî’nin 10. batından torunu olup, Atak beylerinden Yusuf Bey’in üç oğlundan biri olan Ömer Bey’in oğlu Seyyid Şeyh Osman Zerrakî’dir.
NESEBİ VE BEYLİKLERİN TEŞEKKÜLÜ
Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî (k.s.), Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) 16. batından torunudur. 11. asırda Şam-ı Şerif’ten Mardin’e hicret etmiş, Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Sultan Alparslan’ın güzide kumandanlarından olan ve bilahare Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Artuklu Devleti’ni tesis eden Emir Artuk bin Ekseb ile tanışmış ve kerimesi Hatice Hatun ile izdivaç ederek damadı olmuştur. Emir Artuk bin Ekseb, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) neslinden gelen damadına Diyarbakır’daki Atak Beyliği’ni tevcih etmiştir.
Evlatları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Diyarbakır Lice (Atak), Hazro (Tercil), Siirt Baykan’a bağlı Derzin ve Gırdıkan’da dört beylik tesis etmişlerdir. Bu beylikler dâhilî işlerinde muhtariyet sahibi, hâricî işlerinde ise sırasıyla Artuklular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti’ne tâbi olmak suretiyle yarı müstakil olarak takriben 900 sene devam etmiştir. Osmanlı Devleti’nin müceddid padişahı Sultan II. Mahmud Han ve sadrazamı Mustafa Reşid Paşa, 1825 senesinde başlayıp 1850 senesine kadar devam eden merkeziyetçi siyaset ile Doğu ve Güneydoğu’daki bu beylikleri ilga edince Zırkan/Zırkî beylikleri de tarihe karışmıştır.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi ile Meşihat ve Şer’iyye Sicilleri’nde mahfuz Nakîbü’l-Eşrâf defterlerine göre, Seyyid Şeyh Hasan-ı Zerrakî’nin (k.s.) neseb silsilesi şu şekilde devam etmektedir: Babası Seyyid Abdurrahman, dedesi Seyyid Ahmed, Seyyid Tahir, Seyyid Ali, Seyyid Abdullah, Seyyid Cafer-i Katal, Seyyid Muhammed Mektûm, Seyyid İsmail el-Ekber, İmam Cafer-i Sâdık, İmam Muhammed Bâkır, İmam Zeynelâbidîn, İmam Hüseyin Şehîd-i Kerbelâ, Esedullâhil Galib İmam Ali el-Murtazâ (k.v.). İmam Ali (k.v.) de Hazreti Ebu Talib’in oğludur.
BİLGİ VE BELGELER
- Diyarbakır, Lice, Silvan, Hazro, Bismil Tapu Sicil Kayıtları
- 1850 senesinde ilga edilen beyliklerin tarihi
- Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî’nin Osmanlı Arşivi’nde mahfuz soy şeceresi
- Aile soy şeceresi
- Şerefhan Bitlisi’nin Şerefname adlı eseri (s. 267-281)
- Diyarbakır Salnamesi
- Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan yüzlerce vesika ve belge
Dr. Seyyid Hüseyin Zerrakî
Dünya Seyyidler ve Şerifler Derneği Genel Başkanı

