19.Yüzyıl Azerbaycan-Türk tasavvuf geleneğinin mümtaz simalarından Seyyid Mîr Hamza Nigârî (kuddise sirruhû),ilmî dirayeti, tasavvufî derinliği ve irşad faaliyetleriyle temayüz etmiş büyük bir sûfî,mütefekkir ve şairdir.Bu çalışmada Nigârî Hazretleri’nin hayatı,ilmî tahsil süreci, tasavvufî intisabı,seyru sülûk merhaleleri ve Anadolu’daki irşad faaliyetleri akademik bir perspektifle ele alınmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Nigârî, tasavvuf, Nakşibendiyye, Karabağ, Kars,irşad
Giriş
19.Yüzyıl,Kafkasya ve Anadolu coğrafyasında tasavvufî hareketlerin yeniden teşekkül ettiği ve toplumsal hayatta etkisini artırdığı bir dönemdir. Bu süreçte Nakşibendiyye tarikatının Hâlidiyye kolu başta olmak üzere birçok tasavvufî yapı, hem dinî hem de içtimaî hayatta mühim roller üstlenmiştir.Bu geleneğin önde gelen temsilcilerinden biri olan Seyyid Mîr Hamza Nigârî (k.s.), ilmî ve manevî tesiriyle geniş bir coğrafyada derin izler bırakmıştır.
- Doğumu ve Nesebi
Mîr Hamza Nigârî (k.s.), 1805 yılında Azerbaycan’ın Karabağ bölgesine bağlı Zengezur kazasının Cicimli köyünde dünyaya gelmiştir. Babası ulemâdan Emîr Rükneddin Paşa (k.s.), annesi Hayrünnisâ Hanım’dır. Nigârî Hazretleri’nin nesebi, Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e ulaşan seyyid bir silsileye dayanmaktadır. - Tahsil Hayatı
Küçük yaşta babasını kaybeden Nigârî Hazretleri,ilk tahsilini doğduğu bölgede tamamlamış; ardından Karakaş köyünde Mahmûd Efendi’den ve Şeki’de Şikest Abdullah Efendi’den dersler alarak zahirî ilimlerde temayüz etmiştir.Bu eğitim süreci, onun ileride üstleneceği irşad vazifesinin ilmî zeminini teşkil etmiştir. - Tasavvufî İntisabı
Tasavvuf yoluna girme arzusu ile Şirvan bölgesine yönelen Nigârî Hazretleri, burada İsmail Siraceddin Şirvânî (k.s.)’ye intisap etmiştir. Aslen Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (k.s.)’ye bağlanmak niyetiyle yola çıkmış; ancak onun vefatı sebebiyle bu niyet gerçekleşmemiştir. Buna rağmen Şirvânî Hazretleri vasıtasıyla Hâlidiyye silsilesine dâhil olmuştur. - Seyru Sülûk ve Hilâfet
Nigârî Hazretleri, mürşidiyle birlikte Amasya’ya gelmiş ve burada tasavvufî terbiyesini tamamlamıştır. Daha sonra Konya’ya giderek Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (k.s.)’nin dergâhında erbain (çile) çıkarmış, ardından hac farizasını eda etmiştir.Tekrar Amasya’ya dönerek hilâfetle görevlendirilmiş ve irşad faaliyetlerine başlamıştır. - İrşad Faaliyetleri
1840–1841 yıllarında Karabağ’a gönderilen Nigârî Hazretleri, burada uzun yıllar ilim ve irşad faaliyetlerinde bulunmuştur. Bölgedeki tesiri yalnızca dinî alanla sınırlı kalmamış, sosyal ve kültürel hayat üzerinde de belirgin etkiler meydana getirmiştir.Bu durum, dönemin siyasî otoritelerinin dikkatini çekecek derecede genişlemiştir. - Anadolu’ya Hicret ve Cihad
Çarlık Rusyası’nın artan baskıları sebebiyle Anadolu’ya hicret eden Nigârî Hazretleri, Kırım Savaşı esnasında Osmanlı safında yer alarak Kars cephesinde fiilen cihada iştirak etmiştir. Bu yönüyle o, hem bir mürşid hem de bir mücahid olarak temayüz etmiştir.
“7. AİLE HAYATİ VE NESLİN DEVAMI
NİGARİ HAZRETLERİ NİN KARS’TA DÜNYA’YA GELEN OĞLU MİR ŞAMİL AĞA (K.S.),ONUN TASAVVUFİ MİRASINI DEVAM ETTİRMİŞTİR” “Bu Mübarek Nesil, Anadolu’da Seyyid Geleneğinin Muhafazasında Mühim Bir Rol Üstlenmiştir.” - Tasavvufî Silsilesi
Nigârî Hazretleri’nin silsilesi, Hz. Muhammed (s.a.v.)’den başlayarak Hz. Ali (k.v.) ve Ehl-i Beyt yoluyla devam eden köklü bir manevî zincire dayanmaktadır. Bu silsile, Nakşibendiyye-Hâlidiyye geleneği içerisinde müstesna bir yer işgal etmektedir.
Sonuç
Mîr Hamza Nigârî (k.s.), 19. yüzyıl İslâm dünyasında yalnızca bir mutasavvıf değil; aynı zamanda bir mütefekkir, şair ve mücahid olarak müstesna bir şahsiyettir. Onun irşad faaliyetleri, Anadolu ve Kafkasya’da tasavvufî hayatın yeniden ihyasında belirleyici rol oynamıştır. Nigârî Hazretleri’nin ilmî ve manevî mirası, günümüzde de tasavvuf geleneği içerisinde canlılığını muhafaza etmektedir.
Kaynakça (Seçme)
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nigârî” maddesi
Tasavvuf tarihi klasik kaynakları
Menâkıbnâmeler ve sözlü rivayetler
Dipnotlar
Seyyidlik silsilesine dair bilgiler, klasik şecere kayıtlarına dayanmaktadır.
Azerbaycan’daki medrese geleneği hakkında bkz. ilgili ilmî tarih kaynakları.
Nakşibendiyye-Hâlidiyye silsilesi için bkz. tasavvuf literatürü.
Erbain (çile), tasavvufî terbiyede önemli bir eğitim sürecidir.
Çarlık Rusyası’nın tasavvufî hareketlere yönelik baskıları tarihî kaynaklarda yer almaktadır.
Kırım Harbi (1853–1856), Osmanlı-Rus ilişkilerinde önemli bir dönüm noktasıdır.


